|
|
| Antikapitalistler | Bilişim Grubu | Düşünürler | Figüranlar | Genç Kuvvet | Huzur Pınarı | Atatürkçü Düşünce | Müzik grubu | Sanatkârlar | Spor Grubu |
![]() |
![]() |
|
Konu Seçenekleri | ![]() |
|
|
#1 |
|
En Alıngan Üye
Huzur Pınarı
![]() |
İslam da kocaların ve hanımların birbiri üzerine hakları nelerdir???
İslam da kocaların ve hanımların birbiri üzerine hakları nelerdir???
görüşlerinizi ve değerli yorum ve bilgilerinizi bekliyorum değinilmesi gereken ve öğrenilmesi gereken bir konu olarak düşünüyorum elbet bir gün herkes evlenecek ve islam dininde olan insanlar bunları bilmeli diye düşündüm saygılar... |
|
|
|
#2 |
|
En Alıngan Üye
Huzur Pınarı
![]()
Mesajlar: 9.001
Teşekkür etti: 4.487
Teşekkür edildi: 6.134
Forum Gücü: 265
Forum Puanı:115632
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Müslüman bir karı-kocanın birbirleri üzerindeki başlıca hakları: Allah için, yürekten birbirlerine bağlanmaları,
kırıcı söz ve tavırlarla birbirlerini incitmemeleri, iffetlerini korumaları, hayat sınavında yardımlaşmaları. Sakince bağdaş kurmuş sesini dinliyorum Boynumu rabbimin merhametine büküyor dileğimi niyaz ediyorum “Gökkuşağım Rabbim” Gözlerimden aşağı ıslak kelimeler sarkmaya başlıyor Kirpiklerim üstümün başımın ıslaklığıyla yarışıyor “ SırılsıklamıM" |
|
|
|
#3 |
|
En Hızlı Çıkış Yapan Üye
Düşünürler grubu
![]()
Mesajlar: 6.161
Teşekkür etti: 5.139
Teşekkür edildi: 5.280
Forum Gücü: 288
Forum Puanı:132614
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Erkeğin hanımı üzerinde hakkı çoktur. Kadın kocası ile iyi geçinmelidir! Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: (Kadının cihâdı, kocası ile iyi geçinmektir.) [Taberânî]
Bir kadın, kocasını güzel karşılar, güzel sözler söyleyerek hoşnutluğunu kazanmaya çalışırdı. Peygamber aleyhisselâm, kadının bu hareketinden dolayı kocasına buyurdu ki: (Hanımına selâm söyle, yarı şehid sevâbına kavuştuğunu haber ver!) [Şir'a] Kadınların Cennete girmeleri erkeklere göre daha kolaydır. (Kadın, beş vakit namazı kılar, orucunu tutar, kendini yabancılardan korur ve kocasına muti olursa, Cennete girer.) [İbni Hibbân] Erkeğini râzı eden kadın için korku yoktur: (Kocası râzı olduğu halde ölen kadın Cennete girer.) [Tirmizî] Kadına zînet eşyâsı mubâhtır. Zînet almak için kocasını müşkül duruma düşürmemeli, yabancılara zînetlerini göstermemelidir! Böyle olunca zînetleri Cennete girmelerine ma'nî olmaz. (Cennette kadınların az olduğunu gördüm. Sebebini sordum. "Onları altın ve zînet eşyâsı meşgûl etti." dediler.) [İ. Ahmed] Kocasına, elinden geldiği kadar güler yüzlü davranıp, sevgi göstermeli, dili ile de onu incitmemelidir. (Kıyâmette Allahü teâlâ, kocasına dili ile eziyet eden kadının dilini 70 arşın uzun yapıp, boynuna dolar. Kocasına kötü gözle bakan kadını da başı kesik ve bedeni parçalanmış hâle çevirir.) [Şir'a] (Senden ne gördüm) diyerek küfrân-ı ni'mette bulunmamalıdır! (Eğer kocalarına karşı küfrân-ı ni'mette bulunmasalar, namaz kılanlar hemen cennete girerdi.) [Şir'a] (Cehennem halkının ekseriyetini kadınların teşkil ettiğini gördüm. Sebebi de, çok la'net ederler ve kocalarına karış küfrân-ı ni'mette bulunurlar.) [Buhârî] Kocasına bir iyilik yapmışsa, başına kakmamalıdır. Yeme ve giyme gibi husûslarda kocasını üzmemeli, yapamıyacağı şeyi ondan istememelidir! Kocasının şerefini korumalı, her işte onun rızâsını kazanıp gönlünü hoş etmeye çalışmalıdır! (Kocanın hanımı üzerindeki hakkı, benim sizin üzerinizdeki hakkım gibidir. O hâlde kocasının hakkını gözetmiyen, Allah'ın hakkını gözetmemiş olur.) [Şir'a] (alıntı) .................. iki satırlık adamları musallat ettik ömrümüze,
bundandır böyle dibe vuruşumuz.. |
|
|
|
#4 |
|
Profesör
![]()
Mesajlar: 4.310
Teşekkür etti: 1.436
Teşekkür edildi: 4.282
Forum Gücü: 366
Forum Puanı:174049
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Kısa ve Öz ; Birbirlerini Allah rızası için sevmeleri ...
|
|
|
|
#5 |
|
Asistan
Huzur Pınarı
![]()
Mesajlar: 391
Teşekkür etti: 405
Teşekkür edildi: 282
Forum Gücü: 18
Forum Puanı:5464
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
kadının kocası üzerinde ki görevleri başlıca şunlardır;kocasına kadınlık yapmak,iyi bir evlat yetiştirmek,namusunu ve iffetini korumak.diğer işler(yemek yapmak,ev temizlemek,çamaşır yıkamak,ütü yapmak vs.vs.vs.) bunlar erkek ve kadının ortak yapması gereken işlerdir.
kocanın karısına karşı görevleri ise başlıca;sadık kalmak,nafakasını karşılamak,ele güne muhtaç etmemek,rahat ve huzurlu bir hayat yaşamasını sağlamak. birbirlerine karşı saygıyı sevgiyi ve hoşgörüyü elden bırakmadan,ömürlerinin sonuna kadar islami bir hayat çizgisinde mutlu ve huzurlu bir yaşam sürmek.bunun en güzel örnekleri ise Peygamber Efendimiz(s.a.v.)in hayatıdır.sonrasında sahabe-i kiramın hayatlarıdır. insan evlilik hayatında da islam dininin hassasiyetlerini yerine getirirse sorunsuz bir hayat sürecektir. bu arada temmuz 25 evliliğimin 1. yıldönümü bu konu çok iyi oldu bilgilerimi tazelemek adına.asakiri teşekkürler. günümüz insanı,ekseriyet itibariyle maddeye ram olmuş, ruh dünyası zaafa uğramış bir toplumun ezici tahakkümü altında perişan bir haldedir. sefaletini saadet zannetmekte olup, önündeki uçurum,girdap ve erezyonların farkına varamamaktadır...... |
|
|
|
#6 | |
|
Serseri şair ruhum
![]() ![]() Mod. denetleyicisi
Mesajlar: 10.168
Teşekkür etti: 5.840
Teşekkür edildi: 5.533
Forum Gücü: 346
Forum Puanı:155365
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Alıntı:
Kadın, kocasını üzmemelidir. Birgün Hz. Fâtıma, ağlıyarak babasının huzûruna geldi. Resûlullah buyurdu ki: - Yâ Fâtıma, niçin ağlıyorsun? - Kasıtsız söylediğim bir sözden Ali bana kızdı. Özür diledim. Fakat onu üzdüğüm için ağlıyorum. - Kızım, bilmez misin, Allahü teâlânın rızâsı kocanın rızâsına bağlıdır. Ne mutlu o kadına ki dâima kocasının rızâsını arar, kocası ondan râzı olur. Kadınlar için en üstün ibâdet, kocasına itâ'attir. Erkek, hanımından râzı olunca, o kadın istediği kapıdan Cennete girmeye hak kazanır. Kocasını üzen kadın, onu râzı edinceye kadar, Allahü teâlânın la'netinde olur.) [R. Nâsıhîn] . . . . . . daha çok sevmeyi daha çok acı eşliğinde hissediyor insan ve benim şiirlerim camdan ayakkabılar gibidir yalnızca hissedenin kalp ölçüsüne uyan '' kayıp ruhların şairi ''
|
|
|
|
|
#7 |
|
Serseri şair ruhum
![]() ![]() Mod. denetleyicisi
Mesajlar: 10.168
Teşekkür etti: 5.840
Teşekkür edildi: 5.533
Forum Gücü: 346
Forum Puanı:155365
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Kadın - erkek eşitliği söz konusu mudur?
Bu soruya hemen "evet" veya "hayır" demek çok zor. Çünkü, soru bu haliyle yeterince açık değil. Onu bir başka soru ile açmak gerekiyor. "Nerede? Hangi konuda? Ne yönden?" gibi. Eğer, "hukukî açıdan" soruluyorsa, cevap olarak "evet" diyebiliriz. Eğer, her hususta denilirse, o zaman, bu soruya cevap vermeye gerek kalmayacaktır. Zira, cevabı sorunun içindedir. Madem ki, iki ayrı cinsten söz ediliyor. Öyleyse mutlak eşitlik nasıl düşünülebilir? Kadınla erkeğin eşit oldukları sahalar bulunduğu gibi, erkeğin kadını çok gerilerde bıraktığı, yahut onun çok gerisinde kaldığı sahalar da mevcut. Onun için, meseleyi sadece bir tek madde çözümlemek mümkün değil. Şayet, "Kadınla erkek arasında iyi insan, üstün insan olma noktasında bir fark var mıdır?" diye sorulursa o zaman şunu hemen belirtmek isteriz: Hakimiyet başka, üstünlük ve fazilet daha başkadır. Bu ikincisinde hemen çalakalem şu yahut bu üstündür, demek çok zordur. Çünkü, kadın olsun erkek olsun, her insan Allah ın kuludur. O, hangi kulunu üstün tutuyor, daha çok seviyorsa ve hangi kulundan razı ise üstünlük ancak onundur. İlahi ferman olan Kur ana baktığımızda, üstünlük ölçüsü olarak, karşımıza cinsiyetin değil takvanın çıktığını görüyoruz. Evet, Allah indinde üstünlüğün ölçüsü takvadır. Nedir takva? En kısa ifadesiyle Allah tan korkmak, günahlardan sakınmak, Onun razı olmadığı hareket, tavır, hal ve sözlerden uzak durmak. Onun rızasına ermeyi en büyük maksat bilip, bunu kaybetmekten son derece korkmak. İşte, kim böyle yaparsa üstün insan, faziletli insan odur. Bu noktada cinsiyete itibar edilmemiştir. Takva dendi mi hemen salih ameli hatırlıyoruz. Salih amel, yani, hayırlı, güzel işler görmek. Onda da cinsiyete itibar edilmiyor. Mesela okunan her Kur an harfine karşılık on sevap verilmişse, bu bütün insanlar için böyledir. Kadına daha az, erkeğe daha çok sevap söz konusu değil. Soruyu bir de psikolojik yönden ele alabilir ve şöyle sorabiliriz: Kadınla erkek arasında psikolojik yönden farklılık var mıdır? Bu soruya hiç tereddüt etmeden elbette diye cevap veririz. Kadınla erkek arasındaki psikolojik farklılık kendini çocukluk çağından itibaren göstermeye başlar. Erkek ve kız çocukların oyuncakları farklıdır. Bir kız çocuğu en çok oyuncak bebekleri sever. Henüz evlilik nedir bilmediği o yaşlarda, bebeklerini bağrına basar, öper, elbiselerini değiştirir, beşikte sallar ve uyutur. Günün büyük bir kısmını onlarla geçirir. Erkek çocuk ise, taksi, uçak, tabanca gibi oyuncaklara daha fazla rağbet gösterir. Bu çocuklar büyüdüklerinde bu defa, sohbetleri değişir. Erkeklerin toplantılarında daha çok, iş hayatı yahut politika konuşulurken, kadınlarda ön sırayı ev eşyaları ve örgüler alır. Kabiliyet yönünden de iki cins arasında bariz bir fark var. Erkek, terkip ve tahlilde, kadın ise taklit ve ezberde daha ileri. Bir misal ile anlatmak gerekirse; erkek bir mimari eseri ortaya koymakta, onun bütün bölümlerini güzelce yerleştirmekte, kadından daha ileri. Kadın ise, o eserin herhangi bir bölmesini ince nakışlarla süslemekte erkekten çok daha hassas. Erkek dış aleme daha açık. Şefkatte kadından geri, ama teşebbüs kabiliyetinde ileri. Kadın ise erkeğe nispeten daha içe dönük. Bunun en büyük faydası, yavrusuna ve yuvasına göstereceği ihtimam. Bu iki cinsin zafiyetleri de farklılık gösteriyor: Erkekte, tahakküm ve baskı hastalığı mevcut. Kadında ise, gösteriş ve desinler belâsı. Kadının en bariz bir özelliği de hassasiyetidir. Buna "teessürilik" deniliyor. Kadın, çevreden etkilenmekte erkekten daha hassas. Dolayısıyla, telkine kapılmaya, aldatılmaya ondan daha müsait. Kadında sezgi gücü, erkekten çok kuvvetli. Değişikliğe ondan daha çok ihtiyaç duymakta, yenilik ve heyecana daha açık. Vücut büyüklüğü itibariyle ve güç ile kuvvet yönünden, kadın erkekten genellikle daha geri. Bunun neticesi olarak, sığınma ihtiyacı kadında kendini daha fazla hissettiriyor. Ama bazılarında bu ihtiyaç, aşağılık kompleksine dönüşüyor; bu da erkeklik kompleksi olarak kendini gösteriyor. Kadın, hayat arkadaşına (ona nispetle) daha çok bağlı. Ondan daha vefalı. Dünya sevgisinde erkekten çok ileri. Kadını bu psikolojisi içinde değerlendirmek ve onun erkekleşmesine değil, ideal bir kadın olmasına çalışmak gerekir. Etrafımıza şöyle bir göz atalım. Bütün canlılarda bedenler ve ruhlar arasında mükemmel bir uygunluk var. Ceylan ruhunu, aslan bedenine sokmak ve onu aslanca davranmaya zorlamak, en başta o sevimli ruha zarar verir. Her kükreyişte ruhundaki letafetten birazını kaybeder; her hamlede kendi öz güzelliğinden bir parçayı harap eder. Kadın ve erkek eşitliği diyerek kadını erkekçe davranışlara itmek de en başta kadına zarar verir. Aslında, bu vadide gösterilen kasıtlı ve yoğun faaliyetler, bir bakıma hiçbir şeyi değiştirememiştir. "Hüküm çoğunluğa göre verilir." kaidesinden hareketle şöyle diyebiliriz: Kadınlar yine fabrikatör olmaktan çok işçi, hâkim olmaktan çok kâtip, amir olmaktan çok sekreter, pilot olmaktan çok hostes, patron olmaktan çok tezgâhtardırlar. Zira, yaratılışı değiştirmek mümkün değildir. Maalesef, kadına lâyık olduğu yeri bir türlü veremedik. Ya onun rızkı bize bağlıymışçasına, kendisine aşırı derecede hükmetmeye kalktık, ona haksız muamelelerde bulunduk, yahut, kendisine çok fazla fırsat verdik, onu erkekliğe heveslendirdik ve mahvettik. . . . . . . daha çok sevmeyi daha çok acı eşliğinde hissediyor insan ve benim şiirlerim camdan ayakkabılar gibidir yalnızca hissedenin kalp ölçüsüne uyan '' kayıp ruhların şairi ''
|
|
|
|
#8 |
|
Asistan
Huzur Pınarı
![]()
Mesajlar: 391
Teşekkür etti: 405
Teşekkür edildi: 282
Forum Gücü: 18
Forum Puanı:5464
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
yeridir değildir bilemiycem ama paylaşmak istedim....
Nedendir ki üzerler çiftler birbirlerini..? Ne güzel duygular ve ne büyük heyecanlar kol gezer beyinlerde halbuki; ilk bu işe başlandığında ve hatta öncesinde ve dahi evliliğin ilk günlerinde..peki ya sonra neler oluyor ki artık birliktelik zoraki bir beraberliğe dönüşüveriyor. Her iki tarafa da zindan oluyor mutluluktan ve şefkatten uzak bir yuva. Gözlerinin içine bakmaya bile çekiniyor artık karı ve koca. bir bakmışınız erkek kendi arkadaşlarıyla daha çok vakit geçirir olmuş ve eve geç gelmeye başlamış.. evdeki bayansa artık komşularla yada kendi çevresi ile bir mutluluk arayışına girmiş. Ne olacak bu işin sonu..?? Ve dahi çocuklar… böyle bir ailede yetişen çocukların ruh ve düşünce yapılarını varın hesap edin artık. Çocuk artık mutluluğu ve huzur başka kaynaklarda aramaya başlamış ve çocuk aklı ile de kime güveneceğini hesap edememiş. Sonra bunu alın topluma yayın yayınki sonra seyredin toplumu… içiniz burkula, burkula… ‘Hayat bana hep zindan oldu’ diyenleri düşünün ve bir ah çekin derinden… Evdeki çift arasında çıkan huzursuzluk bir aileyi ve sonra bir toplumu ne hale getiriyor. Şunu hepimiz kabullenelim ki evlilik yeni bir hayatın başlangıcıdır ve nasıl başlarsan öylede gider. Artık sen, sen olmaktan ziyade senden öte biri olmak mecburiyetindesin. Kendi ufkunla değil iki tarafın ufkuyla bakacaksın artık dünyaya ve bu işe Allah’ın rızası ile besmele çektiğini de unutmadan… hata varsa eğer bunu yüzüne vurmak yerine muhatabının, ona yol göstererek hatasını ört bas etmeye çalışarak veya gerekirse görmezden gelerek. Evlilik hayatında katlanılan bazı sıkıntılara ne büyük vaad’lerde bulunmuş Yüceler Yücesi. Hoşgörü ve sevgiyi öldürmeyin asla evde. Sevginin bittiği yerde artık nefret ve yabancılık hissi uyanmaya başlar. Yapılacak bir şeyler ve alınacak önlemler var mutlaka. Her şeyden önce daha evliliğin ilk günlerinde her iki tarafta geçip tv karşısında vakit geçirmemeli. Sohbet etmeli ve dertleşmeli. Sıkıntılar varsa şayet çözüm üretilmeli. Yapılan muhabbet her iki tarafında birbirini iyice tanımalarına da büyük bir vesiledir. Sakın ola ki bir hatadan dolayı ve hele, hele sebepsiz yere hakaret etmeyin muhatabınıza, bu ömür boyu bir leke olarak onda kalacaktır ve unutması belki mümkün olmayacaktır. Ve sakın ola dertlerimizi annemizle babamızla çözme yolunu tercih etmeyelim, çünkü bu hayat kendi hayatınız onların değil.Tebessümü asla esirgemeyin asla… öyle evli çift biliyorum ki dışarıda herkese karşı güler yüzlü ama evin yolunu tuttuğu anda bir huzursuzluk ve sıkıntı basıyor ve evde de bu devam ediyor. Bir tebessümü bile esirgiyor evde karısına veya kocasına. Evde artık sevgi değil kurallar belirleyici oluveriyor. Hangimiz isteriz böyle bir hayatı? Her şey ilk günlerden başlıyor ve çorap söküğü gibi geliyor artık. O yüzden ömür boyu sürecek bir aşkın temelini sağlam atmak ve sevgiyi kural olarak oturtmak birinci vazifemiz olmalı. Mutlu bir yuvaya Allah ’ın bahşettiği lütufları asla unutmayalım inşaAllah. günümüz insanı,ekseriyet itibariyle maddeye ram olmuş, ruh dünyası zaafa uğramış bir toplumun ezici tahakkümü altında perişan bir haldedir. sefaletini saadet zannetmekte olup, önündeki uçurum,girdap ve erezyonların farkına varamamaktadır...... |
|
![]() |
| Konu Seçenekleri | |
|
|